Tabiki bunlar arasında ömrü biten, verimliliği tükenenlerde var. Bunları yenilemek işlevlik kazandırmak şöyle dursun, çıkar çevrelerinin göz diktiği alanlar haline geliyor.
Tamam ömrünü bitirenlerin yerlerine alışveriş merkezlerine veya konut alanlarına dönüştürülüyor da; Bunların ileriye taşınması için yani gelecek nesillere anlatabilmek adına, onların bir parçaları yaşatılmalı ki nerden nereye geldiğimiz görülebilsin, anlatabilelim.
Küçük bir bölümüne onları anlatan müze olabilir. Bir sosyal tesisle yaşanılır hale getirilebilen alanlarla onları ileriye aktarlabilmeliyiz.
AMA
Bu alanları nasıl kapabilirizin ve birileri küplerimizi nasıl doldurabilirizin peşinde.
Üretmekten, kalkınmaktan yana olan çabaların, teşviklerin yerine tüketimin hazıra konmanın örnekleri ile doluyor her köşe.
Bu sadece fiziksel alandamı oluyor dersiniz? Bu bozulma, her alanda kendini gösteriyor.
Çocuklarımız bile hazıra alışmışlar hep birilerinden bekliyorlar . Biz ne yapabilirizin peşinde değilller. Annede babadan bize su getir diyebiliyorlar.
Toplumumuz da aynı herkes başkasından bekler oldu. Nasıl kolay kazanırızın peşinde. Emek hak, hukuk yok sayılır oldu.
ASALAK GİBİ BİRİNİN SIRTINA YAPIŞMA PEŞİNE DÜŞÜLÜYOR.
Yeriştirilen tarım ürünlerinde bile çeşitli yollarla daha fazla nasıl üretim elde edebilirizin peşine düşülüyor. Tabi sağlık düşünülen en son şey oluyor. Taki başka ülkeler mallarımızı geri gönderince önlem almaya başlıyoruz.
Son dönemler de de toplumumuz tamamen hazırcılığa alıştırıldı. Alsana odun köür ve şu kadar yiyecek idare et yönetimi uygulanıyor. Bu sistem hangi yönetim biçimini anımsatıyor size?
Her eve kömür girince Türkiye uçarmış? Nereye uçuyoruz?
Bence UÇURUMA uçuyoruz.
Tütmeyen BACALARLA,
İşlenemeyen topraklarla,
Çıkarılamayan YERALTI zenginliklerimizle,
SATILAN MADDİ VARLIKLAR ve ülkemin TOPRAKLARIYLA
TEMBELLEŞTİRİLEM insanlarımızlamı? VS VS VS
Bizim titireyip kendimize dönmemeiz ve çalışan üratan bir toplum olmalıyız.
Biz SADAKA değil üretmek istiyoruz diyebilmeliyiz.
Çocuklarımıza gençlerimize çalışmanın, EMEGİN değereini öğretip öğütlemeliyiz.
Ha bu ara EMRE AYDIN'I kutluyorum.
Kendi DİLİMİZLE kendini ifade ederek Avrupada en iyi şarkıcı seçildi.
Demekki biz kendimiz olarakta kabul görebiliyormuşuz.
Meryem DURAK ( www.tarsusahaber.com )





Henüz Yorum Yapılmamış