Gel de vatandaşın midesini tut.
Çok kişi midemiz bulandığı için dışarıda bir şey yemek istemiyoruz diyorlar.
Biri grip olsa veya boğaz hastalığını yakalanıp sesi kalınlaşsa acaba ne eti yedim şüphesine yakalanıyor.
Tarsus’ta yetkililer lokanta ve yemek imalathanelerini denetliyorlarmış.
Bu denetimin sık sık yapılmasını istiyoruz.
Eski yıllarda kasaplarda sık sık denetlenirlerdi.
Bir de “kendin pişir kendin ye” lokantaları var.
Çoğu şehir dışında bunlarında sık sık denetlenmesi lazım.
Bazıları kesim yapmıyor ve eti Tarsus’tan alıp götürüyorlar.
Bugünlerde domates, biber, yeşil fasulye, patlıcan ne âlemde?
Bunlar ilaçlı mı ilaçlı değil mi bilemiyoruz ama muhakkak ilaçlıdırlar.
Eskiden her meyveyi ve sebzeyi mevsiminde yerdik.
Şimdi her mevsimde hepsi var diye yiyoruz.
Aslında uzmanlar uyarıyorlar.
Sebze ve meyveyi mevsiminde yiyin diye.
Acaba bunlar neden yasaklanmıyor?
Tarsus’ta Eşek nesli tükendi gibi bir şey.
Tek tük dağ köylerinde bulunuyor.
At devri desen bitti bitecek.
Hiç kimse çekinmeden lokantalara oturabilirler.
Tarsus’ta nalbant bile bulmak çok zor.
Fakat insanoğlu bu Adana meselesini duydu ya, midesi bulunuyor.
Zaten böyle giderse koyun etinin kilosu elli bin lirayı bulacak.
Tarsus’ta kolay, kolay At Eşek eti bulunmaz.
Neden bulunmaz?
Tarsus dünya kenti olmuş da ondan bulunmaz.
Peki, Tarsus’ta ne bulunur?
Sadece gündüz otobüs ve minibüs bulunur.
Gece ise hiçbir şey bulunmaz.
Yabancı isen gel Tarsus’a, yaya kalırsın.

Henüz Yorum Yapılmamış